Gribin Tarihçesi

Tüm Zamanların En Korkunç Hastalığı Sizce Hangisidir?  Veba mı?

  • Salgın dönemlerinde veba ismini duymak bile insanların dehşetle titremesine neden olmaktaydı. Hiç şüphe yok ki bu hastalık ölümcüldü ve ölüm oranı % 90’lara ulaşmaktaydı. Veba’nın akciğerleri etkileyen formunda bulaş öksürük ve hapşırıkla yani hava yoluyla gerçekleşmekte ve hastalığın başlangıcından sonra bir hafta içinde ölümler meydana gelmekteydi.
  • 6.yy, 14.yy ve 17. yüzyıllarda üç büyük pandemi’ye (dünya çapında salgın) ve günümüze kadar toplam olarak 137 milyon insanın ölümüne neden olmuştu.
  • S onuç olarak veba tüm zamanların en kötü ve ölümcül epidemisine neden olmuştur diye düşünülmekteydi. Ancak gerçek bu değildi…
  • En kötü veba salgınında 2 milyon insan ölmüştü.

Oysaki ortada yaşanmış çok daha korkunç bir tablo vardı. Bir yıl içinde en az 25 milyondan fazla insanın ölümüne neden olan bir pandemi düşünün… Yani dünya çapında bir salgın!

Çoğunlukla unutulan bir hastalık!

20. yüzyılda oluşmuş bir salgın !

AIDS mi?

Sifilis mi?

Ebola mı?

Hayır !

Bu salgın İNFLUENZA yani hepimizin bildiği adı ile GRİP Salgını idi !!!

1918 yılına damgasını vuran ve İspanyol gribi olarak tarihe geçen bu bilinen ilk büyük pandemi; 1.dünya savaşında ölen toplam insan sayısından çok daha fazla insanın ölmesine neden olmuştur. 1918 salgınında sadece Amerika’da bir yılda 20 milyonun üzerinde grip vakası görülmüş ve bunların yaklaşık 1 milyonu ölümle sonuçlanmıştır.

Herşey  1918’de sıradan bir Mart sabahı Kansas- Camp Fuston’da başladı. Aşçı Albert Mitchell o gün kendisini kahvaltı hazırlayamayacak kadar bitkin hissediyordu ve ateş, orta derecede boğaz ağrısı ve kas ağrısı gibi grip benzeri belirtilerle sağlık merkezine gitti. Kendisine yatak istirahatı önerildi. Öğle saatlerinde 107 asker hastaydı. İki gün içinde çoğu ciddi zatürre şeklinde ölümcül  olmak üzere 522 kişi hastalanmıştı. 48 kişinin kaybedildiği bu gelişmede  ölüm nedeni zatürre olarak kayıtlara geçmişti. Aynı şekilde diğer askeri birlikler de aynı salgının etkisi altına girmişti. Hastalığın sebebi olan virüs Avrupa’ya yayılmış ve daha fazla insanı enfekte etmiş ve hastalık ölümcül ilerlemesini sürdürmüştü. I. Dünya Savaşı nedeniyle genç erkeklerin gemiler ve eğitim kamplarında toplanması ile hastalık hızla yayılmış ve askeri gruplardan genel topluma ulaşmıştı. Bir hafta içinde Alcatraz adası gibi izole yerler hastalık tarafından istila edilmişti.Sebep her ne ise havadan bulaştığı kesindi! Daha sonra hastalık Atlantiği geçti. Nisan ayında Fransızlar hastaydı, ayın ortalarında Japonlar ve Çinliler, Mayıs ayında da Afrika ve Güney Amerikalılar hastalığa yakalanmışlardı. Hastalık çok ani başlayan halsizlik, ciddi kas ağrısı, baş, sırt ve eklem ağrısı şeklinde kendini belli ediyordu. Ateş 41 0C’ye ulaşıyordu ve akciğerler zatürreden ölen hastaların akciğerleri gibi kanlı köpükle doluyor ve hava akışı tamamen bozuluyordu. Ölümlerin esas nedeni zatürre ya da diğer adıyla pnömoniydi.  Hastalıkla ilgili tek iyi özellik ise hastalığın ortaya çıkışından 2-3 hafta sonra ortadan kaybolmasıydı.

Philedelphia’da hastalanan her 1.000 kişiden 158’i, Baltimore’da 1.000 kişiden 148’i ve Washington D.C.’deki 1.000 kişiden 109’u hayatını kaybetmişti. Büyük şehirler virüs için hedef noktalarını oluşturmuş; Boston’da 1.000, Philedelphia’da 4.500 (daha sonra 13.000’e çıkmış), San Francisco’da 3.500 kişi birkaç ay içinde ölmüştü.

1918 Ekim 22’de San Francisco Denetleme Kurulu toplu yerlerde maske takma zorunluluğu getiren bir yasa kabul edilmiş ve bu yasa gazetelere  “Maske Takın, Hayatınızı Kurtarın” şeklinde duyrulmuştu. Maske influenza’ya karşı % 99 etkiliydi. Takip eden  ay San Francisco’luların büyük kısmı bu kurala uydu. Beyaz maskeler işe yarıyor görünüyordu. Kasım ayında influenza aktivitesi azaldı ve vaka sayısı düştü. 21 Kasımda şehirdeki tüm sirenler çaldı ve artık maske takmak gerekmediği bildirildi. Hastalık yenilmiş gibi görünüyordu.

Maske takma zorunluluğunun kalkmasıyla iki hafta sonra grip vakalarının sayısı giderek yeniden artmaya başladı. İspanyol gribinin ikinci devresi başlamıştı. Maske karşıtları, politikacılar ve halkın bıkkınlığı nedeniyle maske kullanımından vazgeçildi.

Amerika 850.000 ölümle hastalıktan en az etkilenen yerdi. Alaska, Nome’daki Eskimo populasyonunun % 60’ı bu hastalıkla birlikte ortadan kayboldu.

İspanyol gribi olarak tarihe geçen bu öldürücü salgın insanların bir araya gelmelerinin yasaklanmasına neden olmuştu. Gripten ölenler için toplu cenaze törenleri yasaklanmıştı. Ölenlerin cenazesine çok yakın aile bireyleri katılabiliyordu. Bir ailede İspanyol gribinden ölüm olduğunda o aile evlerinin ön kapısına beyaz bir çelenk asardı. O zamanlar küçük bir çocuk olan 85 yaşındaki Zane Smith o günün manzarasını “Sokakta yürürken her üç ya da dört kapının birinde beyaz çelenk vardı, gerçekten zor günlerdi” şeklinde anlatıyor ve devam ediyor “bir anne ve kızı birbirinden birkaç saat sonra peş peşe öldü. Diğer bir aileden bir bebek ve 24 yaşındaki annesi öldü. Buna benzer hemen her ailede ölümler oldu. Genç madenciler bir gün sağlıklı ertesi gün ölü idi”.

Bazı bölgelerde ilaç satan yerler ve kasaplar hariç, tüm mağazalar ve salonlar saat 19’dan sonra kapatılıyordu. İnsanlara mağazalar ve sokaklarda toplanmamaları, kalabalık gruplar oluşturmamaları söyleniyordu. Bowling salonları, havuzlar ve bilardo salonlarına 25 kişiden fazla alınmıyordu.  Her türlü toplantı yasaktı: okul, tiyatro, sinema, dans…
1918 salgınında kısa sürede kimi yazarlara göre 40 milyonun üzerinde insan öldü… İnanılmaz bir hız ve inanılmaz derecede büyük bir rakam! Dünya tam bir şoktaydı ve herkes dünyanın sonunun geldiğini bile düşünmeye başlamıştı. Çünkü bu derecede çok insan bu kadar hızla hiçbir dönemde savaşlarda dahi ölmemişti.

Peki, neydi bu salgının etkeni?

Kurbanlar, diğer öldürücü grip salgınlarındakinden farklıydı. Genellikle 20-40 yaş arası genç ve sağlıklı insanlar hayatını kaybetmişti. Hastalığın başlangıcından saatler veya günler içinde zatürre sonucu hayatlar kaybediliyordu. Doktorlar etkenin ne olduğunu uzun bir süre anlayamadılar.

Sonuçta etkenin hayvandan insana bulaşan bir virüs olduğu düşünüldü.

Bu virüs tipi ortaya çıktıktan 18 ay sonra kayboldu ve bir daha görülmedi.

Peki, daha sonra ne oldu?

Son yıllara kadar kimse ne olduğundan emin değildi. Mart 1997’de Washington’daki araştırıcılar virüsün genetik materyalini izole ettiklerini söylediler. Bu nasıl olabilirdi? Çünkü virüs artık ortada yoktu. Ancak 1918’de hastalıktan ölenler üzerinde otopsi yapılırken doktorlar bazı örnekler alıp formaldehit içinde saklamışlardı. Bu örneklerden biri 26 Eylül 1918’de 21 yaşında gripten ölen genç bir askerin akciğeriydi. İşte bu örnek çalışılarak virüs belirlendi.

Bu araştırmalar sonucunda virüsün önce kuşlardan domuzlara, daha sonra da domuzlardan insanlara geçtiği gösterildi. Bu virüs tüm virüsler çinde en ölümcül olanıydı. Virüs kuşlarda barınıyor ancak nadiren domuzları enfekte ediyordu. Tabii ki hastalanan domuzun bağışıklık sistemi virüsü yenmek için harekete geçiyor, bu durumda virüs de hayatta kalabilmek için mutasyon geçirerek şekil değiştirmek zorunda kalıyordu. 1918’den sonra görülen 1957 Asya gribi ve 1968 Hong Kong gribi de bu şekilde mutasyona uğramış domuz virüsleri ile ortaya çıktı.

I. Dünya Savaşından önce gribin toplum sağlığını tehdit ettiği düşünülmezken 1918 İspanyol gribi bu görüşü tamamen değiştirdi. Bu nedenle İnfluenza virüsü üzerinde bilimsel araştırmalar yoğunlaştırıldı. Influenza hakkındaki modern bilgiler Londra’da 1933 yılında influenza A virüsünün insandan ilk kez izolasyonu ile elde edilmeye başlandı. 1940’ta influenza B, 1947’de influenza C izole edildi. Hastalık ile ilgili daha detaylı bilgi, 1941’de influenza virüsünün hemaglutinasyon özelliğinin keşfi ve hemaglutinasyon inhibisyonu temel alınarak yapılan tanı testleri ile alınmaya başlandı. İnaktive aşıların koruyucu etkisi olduğu ise 1950’lerde kanıtlandı.

İnfluenza virüsü de bu arada boş durmuyordu. İnfluenza virüsü konusundaki araştırmalar ve aşılama faaliyetlerinin artmasıyla birlikte salgınların boyutları ve verdiği zararlar azalmasına rağmen dünyayı etkileyen salgınlar görülmeye devam etmekteydi.

1918 Salgınından Sonra Dünyayı Etkileyen Grip Salgınları

· 1957 Asya Gribi Bu salgın ilk defa Şubat 1957’de Uzak Doğu’da  tanımlanmıştır. Bu salgına yol açan virüs tipine karşı bağışıklık 65 yaş altındakilerde gelişmemiş olduğu için pandemi olasılığı öngörülmüştür. Mayıs 1957’de aşı aşı üretim çalışmaları başlamış ve sağlık otoriteleri grip salgını için hastalığın izlem aktivitelerini genişletmiştir. Bilimsel teknolojinin gelişmesi ile birlikte 1918 pandemisi virüsünün tersine 1957 virüsü hızlı bir şekilde tanımlanmıştır. Ağustos 1957’de kısıtlı sayıda da olsa aşı kullanıma hazırlanmıştır. Virüs Amerika’ya sessizce gelmiş ve 1957 yazında küçük salgınlar yapmıştır. Sonbaharda okullar açılınca çocuklar hastalığı sınıflarda birbirlerine ve daha sonra ailelerine taşımışlardır. Enfeksiyon hızının Ekim ayı sonunda okul çocukları, genç erişkinler ve hamile kadınlarda en yüksek olduğu belirlenmiştir. İnfluenza-pnömoni’ye bağlı ölümlerin çoğu Eylül 1957-Mart 1957 ayları arasında görülmüş ve ölüm oranının yaşlılarda en yüksek olduğu gözlenmiştir.

Aralık 1957’de hastalık azalmış ancak Ocak-Şubat 1958’de özellikle yaşlılarda yeni bir hastalık dalgası oluşmuştur. Bu pandemiler sırasında görülen potansiyel ikinci dalga’nın bir örneğidir; hastalık önce bir grubu enfekte etmekte, hastalık azalıyor gibi gözükmekte ve daha sonra populasyonun başka bir kısmını enfekte etmektedir.
Asya gribi 1918 İspanyol gribi kadar yıkıcı olmasa da Amerika’da 69.800 kişinin ölümüne sebep olmuştur.

· 1968 Hong Kong Gribi 1968’lerin başlarında ilk defa Hong Kong’da tespit edilmiştir. Amerika’da ilk vakalar aynı yılın Eylül ayında görülmüş ancak Aralık ayına kadar yayılmamıştır. Ölümler Aralık 1968- Ocak 1969 ayları arası pik yapmıştır ve sıklığı 65 yaş üzerinde yoğunlaşmıştır. 33.800 ölümle 20. yüzyıl pandemileri arasında en hafifidir. Aynı virüs 1970-1972’de geri dönmüştür.
En hafif olmasının nedenlerinden birincisi Hong Kong virüsünün 1957 ve 1968 yılları arasında dolaşan Asya gribi virüsüne benzer olması ve bu virüsle gelişen enfeksiyonlar sayesinde toplumda bağışıklık gelişmesi ve benzer virüsün enfeksiyonunun daha hafif geçmesine neden olmasıdır. İkinci neden bu pandeminin de önceki iki pandemide olduğu gibi Aralık ayına kadar hız kazanamamış olması ve bu ayda okulların kapalı olması nedeniyle yayılımının kısıtlı kalmasıdır. Çocuklar evde olduğundan hastalık hızı oldukça düşük kalmıştır. Üçüncü neden ise gelişmiş tıbbi olanaklar ve antibiyotiklerle sekonder bakteriyel enfeksiyonların daha efektif tedavi edilebilmesi ve AŞILARIN kullanımıdır.

. 1976 Domuz Gribi Tehdidi
Fort Dix’te yeni bir virüs tespit edilmiş ve etken influenza olarak saptanmıştır. Bu virüsün 1918 İspanyol grip virüsü ile benzerlik göstermesi uzmanları oldukça endişelendirmiştir. Tüm dünyayı etkileyecek bir salgın endişesi ile Amerika’da büyük bir aşılama kampanyası başlatılmıştır. Ancak virüs Fort Dix bölgesinde izole kalmış, yayılmamış ve daha sonra domuz gribi olarak adı değiştirilmiştir.

. 1977 Rus Gribi Tehdidi
Mayıs 1977’de Çin’de influenza A virüsünün bir alt tipi olan A/H1N1 virüsü izole edildi ve hızla yayılan bu virüsün çocuklar ve 23 yaş altı genç erişkinlerde salgına neden olduğu saptandı.
Yapılan araştırmalar bu virüsün 1957’den önce dolaşan diğer A/H1N1 virüsüne benzediğini ortaya koydu. Bu nedenle 1957’den önce doğanlar muhtemelen A/H1N1 virüsü ile karşılaşmış ve bu virüse karşı bağışıklık kazanmışlardı. 1977’de bu virüs yeniden ortaya çıktığında 23 yaş üzerindekiler virüse karşı bağışık oldukları için genellikle genç populasyon enfeksiyona maruz kaldı. Hastalık primer olarak çocuklarda olduğu için bu salgın gerçek bir pandemi (dünya çapında salgın) olarak kabul edilmedi.

. 1997 Kuş Gribi Tehdidi
En yakın iki pandemi tehdidi 1997 ve 1999 yıllarında gelişti. 1997’de en azından birkaç yüz kişi Hong Kong’da kuş A/H5N1 influenza virüsü ile enfekte oldu ve 18 kişi hastaneye yattı. Hastaneye yatanların 6’sı öldü. Bu virüs farklıydı çünkü genelde olduğu gibi aracı bir konak (örneğin domuz) kullanmadan direkt olarak kuşlardan insanlara bulaştı. Ek olarak ciddi hastalıkların çoğu 1918 İspanyol gribi gibi genç erişkinlerde meydana geldi. Virüsün yayılımını önlemek için Hong Kong’daki tüm tavuklar (yaklaşık 1.5 milyon) öldürüldü. Kuş gribi insandan insana kolay bulaşmıyordu ve tüm tavukların imhasından sonra yeni bir vaka görülmedi.

1999’da diğer bir yeni kuş influenza virüsü A/H9N2 Hong Kong’da iki çocuğun hastalanmasına neden oldu. Her iki virüste pandemi başlatmamasına rağmen bu virüslerin kuşlarda varlığını sürdürmesi, insanları enfekte edebilme kabiliyetlerinin olması ve influenza virüslerinin değişebilme ve insanlar arasında bulaşma yeteneklerini arttırabilmeleri ciddi bir problem olmaya devam etmektedir.

Amerika’da influenza halen AIDS’ten daha yüksek morbidite ve mortaliteye sahip bir salgın olarak yerini korumaktadır. Dünya çapında büyük salgınların olmadığı yıllarda her yıl 10.000-20.000 arasında insan influenza’ya bağlı hastalıklar nedeniyle hayatını kaybetmektedir ve bu sayı pandemilerde 100.000’in çok üzerine çıkmaktadır.

Pek az hastalık gribin yaptığı kadar yüksek oranda iş ve okula gidememe, medikal konsultasyon, hastaneye yatış, ölüm ve ekonomik kayıplara neden olur. Klinikte grip diğer akut solunum yolu enfeksiyonlarından ayırt edilemez ancak pandemik olmayan periyodlarda grip virüsünün suş izolasyonu ve tanımlanması hastalığın surveyansı ve kontrolü için çok önemlidir.

İnsanların bağışık olmadığı yeni bir influenza virüs tipi ortaya çıkabilir ve bir sonraki dünya çapında salgına neden olabilir. 19. yüzyıl nüfus patlaması ve buhar  dönemiydi. Buharlı gemiler ve demiryolları dünyayı küçülttü. Bunlar dünya ticaretini geliştirirken hastalıklarında yayılımını kolaylaştırdı. Şu anda 1918’deki dünya populasyonunun altı katı daha fazla insan ve daha yüksek hız ve kolaylıkta dünya trafiği ile yeni bir pandemi çok daha tehlikeli olacaktır. Bunun için, olası bir pandemiye karşı hazırlıklı olmak için tüm dünyada yoğun çalışmalar sürmektedir.